

Oyalanma Çağı’na Girdik
Aydınlanma Çağı bitti, Oyalanma Çağı’na-hoş geldik. Nedir fark? Haydi gel, adım adım bakalım. Kısaca söyleyeyim, bireyin gerçek sandığı ile bağlarının neredeyse tümüyle koptuğu, bağlanma sorunu yaşadığı, eylemsiz ve amaçsız kaldığı döneme Oyalanma Çağı diyorum. Evet, na-hoş bir şey. Bu çağda bilgi bireyin birlikte, emek verip, deneyimleyerek ürettiği bilgi değil, bireyi üretkenlikten çıkartıp, edilgenleştiren, hazır bilgi. Yine bu çağda süreç yok, imgeler var ve en önem


Acı Lazım Azizim, Muhtacız, Onunla İdare Ediyorduk.
İsa, 2000 yıldır taşınan varlığını biraz da kurgudaki acı dolu drama borçlu değil mi? Evlenip 3-5 çocuğu, bahçesinde ebruli hanımelleri açan bir küçük evi, Romalılar ve Yahudilerin de katıldığı karma bir cemaati, dertsiz-tasasız bir hayatı olaydı... O ve taşıdığı bilgi bugüne gelir miydi? Çok zor. Acı lazım azizim, ne yazık ki muhtacız, onunla idare ediyorduk. Prometheus var, Kerbela var, Odin var, İnanna var, Orpheus var… Mitosumuzun harcı acı. Acı hikayenin taşıdığı yük


Eksen ve Dil Yanılsaması ya da Merdivenin Parçalanması
Nereye elini atsan, karşına bir eksen çıkar. Çünkü insan hep bu 'Ben'in düştüğü cehennemden kurtulmak istemiştir ve kurtuluş için de kendine bir kaçış yolu, bir tünel, bir gizli geçit, bir asansör, bir ip, bir merdiven, bir taşıyıcı, bir yol gösterici aramıştır. Ah, 'Ben'i tanımda tutan şu 'çıkış' muhtaçlığı. Wittgenstein Tractatus'un sonunda şunu söyler: "Beni anlayan kişi, benim önermelerimi kullanarak onların üzerine çıktığında, sonunda bunları anlamsız olarak tanıyacaktı


Egemenlik ve Güç Nereye Gidiyorlar?
Cevizi aldın avucuna, sıktın, kırdın. Aferin, işte bu güç. “Şu gördüğün sınırlar içinde bütün cevizler benim, piyasayı da ben belirlerim, kırılacak cevizi de benden izinsiz kimse ceviz kıramaz” dediğinde ise bu egemenlik. “Ceviz oynamaya geldim odana” da türkü, burada yeri yok. Diyeceğim o ki, istediğin sonucu elde edebilme kapasitesine 'güç' deniyor. İlle kaba kuvvet gerekmez, bazen bilgi olur, bazen karizma, bazen para… Güç her yerde, her biçimde bulunuyor. Egemenlik ise,


Dil Klişesi: Kalem Kırıldı – Ferman Yazıldı
Önce bir küçük not: Beyin enerji harcarken cimridir. Belirsizlikle, boşlukla uğraşmaktansa, tekrar tekrar kat edilen, bilinen-güvenli yollarda seyahet etmeyi tercih eder. Bir kalıp 3-4 kez tekrarlanınca, serotonin yükselir, sinaptik bağlar kalıcılaşır. Otomatikleşir, rahatlar, enerjiyi korur… Sonra? Sonra, kalkar onu içine çeken dilin esiri olur. Konuya döneceğiz ama önce, şu arkaik kozmolojinin bahçesinde biraz kazı yapalım. Duymuşsundur, eskiden hakim ölüm cezası verince


ChatGPT 5.0 – Sunay Demircan Söyleşiler – III 31. Ağustos 2025
(Gözü doğrudan buraya düşen aziz okura, okumadıysa şayet, sitedeki söyleşi 1. ve 2.’yi okumasını öneririm) SD: III. bölüme, geçen...


ChatGPT 5.0 – Sunay Demircan Söyleşiler - II 26 Ağustos 2025
SD: Evet, geçen sohbetimizde (söyleşi-1) güzel bir yerde virgül koymuştuk. "Söyleşi burada nefes alsın; dokumadaki bir düğüm gibi yarım...


ChatGPT 5.0 – Sunay Demircan Söyleşiler – I. 24 Ağustos 2025
Yapay Zeka (ChatGPT 5.0) ile karşılıklı bir söyleşi başlattık. İş gittikçe gitti. Bir yerde durduk ama sürdüreceğiz. Meraklısına parça...
Kültürden Simülasyon 2.0'a : Ontolojik Yanılsamadan, Ağ - Bilinç Tekilliğine
Giriş Kültür kavramının kökeni, insanlığın varoluş serüvenine dair güçlü bir metafor taşır. Latin cultura sözcüğü, başlangıçta toprağın...


Özgürlük için Fırsat: Yapay Zeka ve Büyük Ağ
Ey insan, sen nasıl bir şeysin? Tanımlar manzumesi mi? Düşünce mi? “ Kendi olmak ” gibi bir maceranın peşinde, tutkuları, eylemleri,...


