

Aydınlanma Çağı’ndan Oyalanma Çağı’na: Modern Öznenin Çözülüşü ve Ağ-bilincin Yükselişi
Başlarken Oyalanma Çağı ’na-hoş geldik. Başlar başlamaz belirteyim, bireyin gerçek sandığı ile bağlarının hızla koptuğu ve artan bir şekilde bağlanma sorunu yaşadığı, eylemsiz ve amaçsız kaldığı döneme Oyalanma Çağı diyorum. Oyalanma Çağı kavramsal çerçevesinin (haliyle bu yazının) ana tezi de şudur: Oyalanma Çağı , modern öznenin çözülüşü ile Ağ-bilincin yükselişi arasındaki ontolojik [1] bir berzahtır. Bu geçiş dönemi üç temel dönüşümle karakterize edilir: birincisi,


Acı Lazım Azizim, Muhtacız, Onunla İdare Ediyorduk.
İsa, 2000 yıldır taşınan varlığını biraz da kurgudaki acı dolu drama borçlu değil mi? Evlenip 3-5 çocuğu, bahçesinde ebruli hanımelleri açan bir küçük evi, Romalılar ve Yahudilerin de katıldığı karma bir cemaati, dertsiz-tasasız bir hayatı olaydı... O ve taşıdığı bilgi bugüne gelir miydi? Çok zor. Acı lazım azizim, ne yazık ki muhtacız, onunla idare ediyorduk. Prometheus var, Kerbela var, Odin var, İnanna var, Orpheus var… Mitosumuzun harcı acı. Acı hikayenin taşıdığı yük


Eksen ve Dil Yanılsaması ya da Merdivenin Parçalanması
Nereye elini atsan, karşına bir eksen çıkar. Çünkü insan hep bu 'Ben'in düştüğü cehennemden kurtulmak istemiştir ve kurtuluş için de kendine bir kaçış yolu, bir tünel, bir gizli geçit, bir asansör, bir ip, bir merdiven, bir taşıyıcı, bir yol gösterici aramıştır. Ah, 'Ben'i tanımda tutan şu 'çıkış' muhtaçlığı. Wittgenstein Tractatus'un sonunda şunu söyler: "Beni anlayan kişi, benim önermelerimi kullanarak onların üzerine çıktığında, sonunda bunları anlamsız olarak tanıyacaktı


Tarımsal üretimde batıyor muyuz?
2025 Güncellemesi Sistemik Körlük Uyarısı: Analiz Metodolojisinin Kritiği ve Simülasyon Önce şurada anlaşalım, bu tarımsal üretim meselesi, lineer nedensellik ile anlaşılamaz. Yani, Mercimek neden bitti? Çünkü 1993'te destekler kesildi. Doğru ama neden sadece bu değil ki. Kırmızı et neden bu kadar pahalandı? Çünkü üretim düştü . Doğru ama yine neden sadece bu değil. Buğdayı neden ithal ediyoruz? Çünkü ihtiyacımızı karşılamıyor... gibi. Her bir sonucun ardında onlarca başka


Şişe şişe evrimleşen insanlığımızın bitmek bilmeyen karanlığı
Dün (18 Kasım 2025) bir haber çıktı, Şanlıurfa'nın Bozova İlçesinde marangoz atölyesinde çalışan bir çırağı (Muhammed K.), aynı atölyedeki çalışan bir kalfa ve arkadaşı ellerini bağlayarak, yüksek basınçlı kompresör ile makattan hava vererek şişirmişler ve 15 yaşındaki Muhammed sizlere ömür... İhtimal ki eğleniyorlardı. İçimden dedim ki, "İnsan evrimleşmiyor da içimizdeki şiddeti meşrulaştırma / üstünü örtme biçimlerimiz (görünme biçimi) evrimleşiyor". Sanki içeride bir yerde


Egemenlik ve Güç Nereye Gidiyorlar?
Cevizi aldın avucuna, sıktın, kırdın. Aferin, işte bu güç. “Şu gördüğün sınırlar içinde bütün cevizler benim, piyasayı da ben belirlerim, kırılacak cevizi de benden izinsiz kimse ceviz kıramaz” dediğinde ise bu egemenlik. “Ceviz oynamaya geldim odana” da türkü, burada yeri yok. Diyeceğim o ki, istediğin sonucu elde edebilme kapasitesine 'güç' deniyor. İlle kaba kuvvet gerekmez, bazen bilgi olur, bazen karizma, bazen para… Güç her yerde, her biçimde bulunuyor. Egemenlik ise,


Altın Hela Amerika
New York’da Guggenheim Müzesi’ni geziyorsun, bağırsaklar gurul gurul ötmeye başladı affedersin, çok sıkıştın, çok ama çok… Öyle böyle değil, bıraksan maazallah müze yeni eser kazanacak. Koştun tuvalete, bir elin düğmelerde, bir el kapıda… açtın kapıyı, ohhh…! O da ne? Tuvalet som altın, 18 ayar. Sifonu, kapağı, musluğu, içi dışı, her yeri altın. Adı da Amerika. Pantolon dizlerde, karşında altın hela, düşünüyorsun, “Altıma mı yapsam?” Amerika’nın içine sıçmak! Olacak iş mi?


Dil Klişesi: Kalem Kırıldı – Ferman Yazıldı
Önce bir küçük not: Beyin enerji harcarken cimridir. Belirsizlikle, boşlukla uğraşmaktansa, tekrar tekrar kat edilen, bilinen-güvenli yollarda seyahet etmeyi tercih eder. Bir kalıp 3-4 kez tekrarlanınca, serotonin yükselir, sinaptik bağlar kalıcılaşır. Otomatikleşir, rahatlar, enerjiyi korur… Sonra? Sonra, kalkar onu içine çeken dilin esiri olur. Konuya döneceğiz ama önce, şu arkaik kozmolojinin bahçesinde biraz kazı yapalım. Duymuşsundur, eskiden hakim ölüm cezası verince


Ey Ahali, Duyduk Duymadık Deme: Su bitti …!
fotoğraf: Doğa Derneği Yıllar öncesi Kastamonu’da bir Çevre Günü kutlamasında konuşmacıyım, “Yakında suyumuz bitecek” dedim, demez...


ChatGPT 5.0 – Sunay Demircan Söyleşiler – III 31. Ağustos 2025
(Gözü doğrudan buraya düşen aziz okura, okumadıysa şayet, sitedeki söyleşi 1. ve 2.’yi okumasını öneririm) SD: III. bölüme, geçen...