

Aydınlanma Çağı’ndan Oyalanma Çağı’na: Modern Öznenin Çözülüşü ve Ağ-bilincin Yükselişi
Başlarken Oyalanma Çağı ’na-hoş geldik. Başlar başlamaz belirteyim, bireyin gerçek sandığı ile bağlarının hızla koptuğu ve artan bir şekilde bağlanma sorunu yaşadığı, eylemsiz ve amaçsız kaldığı döneme Oyalanma Çağı diyorum. Oyalanma Çağı kavramsal çerçevesinin (haliyle bu yazının) ana tezi de şudur: Oyalanma Çağı , modern öznenin çözülüşü ile Ağ-bilincin yükselişi arasındaki ontolojik [1] bir berzahtır. Bu geçiş dönemi üç temel dönüşümle karakterize edilir: birincisi,


Dil Klişesi: Kalem Kırıldı – Ferman Yazıldı
Önce bir küçük not: Beyin enerji harcarken cimridir. Belirsizlikle, boşlukla uğraşmaktansa, tekrar tekrar kat edilen, bilinen-güvenli yollarda seyahet etmeyi tercih eder. Bir kalıp 3-4 kez tekrarlanınca, serotonin yükselir, sinaptik bağlar kalıcılaşır. Otomatikleşir, rahatlar, enerjiyi korur… Sonra? Sonra, kalkar onu içine çeken dilin esiri olur. Konuya döneceğiz ama önce, şu arkaik kozmolojinin bahçesinde biraz kazı yapalım. Duymuşsundur, eskiden hakim ölüm cezası verince