Please reload

en yeniler

gerçeği inşa eden yalanlarımız.

11.10.2018

1/7
Please reload

öne çıkanlar

Yalan habere düşkünlüğümüzün altında ne var?

17.03.2018

 

"Yanlış bilgi, doğrusuna göre altı kat daha hızlı dolaşıyor."

Acaba?

Biraz sonra buraya döneceğiz, şimdi bir kaç örnekle ilerleyelim.

 

Yukarıdaki fotoğraf bu günlerde internette dolaşmaya başladı.

Angela Merkel'in gençliğinden, üç kız bir arada.

Merkel tamam, ama diğerleri kim?

Ortadaki İngiltere başbaskanı Theresa May, diğeri Litvanya başbakanı Dalia Grybauskatie (bizde, etkiyi artırmak için Litvanya başbakanını CIA'nin yeni başkan adayı Gina olduğunu söyleyen çok çıktı).

 

Fotoğraf tüm dünyada fır da fır dolanıyor.

Dünyayı yönetenler, bu üç kadını zamanında yetiştirmişler. 

Vay ki vay...! 

Fotoğraf altına şöyle yorumlar hemen patlıyor: ... "Olup biteni anlamak için çok zeki olmaya gerek yok bakmak yetiyor"; "Amerika bunları yetiştiriyor"; "silah ve ölüm tüccarları"; "bakışları ölümcül".

...

Haber kuşkusuz yalan.

Tıpkı, Afrin'deki savaşta "şehidimizin kanıyla ıslanan Kur'an" haberi gibi. 

 

Fotoğrafın haberle ilgisi yoktu. Kanlı Kur'an fotoğrafı Libya'dan; asker fotoğrafı da başka bir askere aitti (https://teyit.org/uzman-cavus-orhan-surmen-ve-kaniyla-islandigi-iddia-edilen-kuran-i-kerim/)

Olay kurmacaydı ama bir sürü "ciddi" gazete üstüne atladı ve kullandı.

Haberin yarattığı etki öyle böyle değildi kuşkusuz.

Şehitliğin ve vatan için savaşın kutsanmasına haberin verdiği destek müthişti.  

...

Daha bir sürü yalan haber ortalıkta dolaşıyor ve insanlar bunların sunduğu bilgiyi kabullenerek, o bilginin sunduğu konfora sığınıyorlar.

 

Efendim, bu "konfora sığınma" meselesine döneceğiz, önce baştaki cümleye bir bakalım.

Yani, "yanlış bilgi, doğrusuna göre altı kat daha hızlı dolaşıyor."

Evet, bu veri doğru.

Kaynağımız sağlam, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT).

teyit.org'da bir yazı var (izleyin kendilerini), diyor ki: 

“Veri bilimci Soroush Vosoughi ve çalışma arkadaşları Twitter’ın 12 yıllık verisini toplayarak 2006 yılından bu yana altı bağımsız doğrulama sitesi tarafından incelenen tweetleri ele aldılar. PolitiFact, Snopes, ve FactCheck.org gibi doğrulama sitelerinden yararlanarak oluşturulan bu veri setinde 126 bin haber içeriğinin 3 milyon kişi tarafından 4.5 milyon kez paylaşıldığı tespit edildi. Araştırmaya göre gerçekler 1000 Twitter kullanıcısından daha fazla kişiye nadiren ulaşırken yanlış bir haber rutin olarak 10 binden fazla kişiye ulaşıyor....”

 

“....Araştırmacılar ilk önce yanlış bilginin yayılmasından botların sorumlu olabileceğini düşünerek bot tespit eden bir teknoloji kullanarak botlar tarafından paylaşılan sosyal medya içeriklerini araştırmadan çıkardılar. Ancak sonuç değişmedi. Yanlış haber hala aynı şekilde ve aynı kişi sayısıyla paylaşılıyordu. Bu şu anlama geliyordu: insanlar yanlış bilginin sosyal ağlarda yaygınlaşması ve propaganda haline getirilmesi konusundaki ilk sorumlu…

Her bir kategoride yanlış haber doğru haberi alt ediyor. Araştırmacılardan MIT profesörü Sinan Aral “Özellikle politik haberlere gelindiğinde her kategoride yanlış haber doğru habere göre daha geniş, daha hızlı yayılıyor ve daha derine iniyor.” diyor...

Science Dergisi’nde yayınlanan araştırmadaki duygu analizine bakıldığında yanlış haber içeren tweetlere verilen cevaplar doğru habere göre çok daha fazla şaşkınlık, iğrenme gibi ifadeler içeriyor.

(kaynak: https://teyit.org/arastirmaya-gore-yanlis-haber-gerceklerden-daha-hizli-yayiliyor/)

 

Haydi, biz işimize bakalım.

Bu yalan haberleri paylaşanların, haberin içerdiği bilgi ile kurduğu ilişki ne olabilir?

Mesela, Merkel’in içinde olduğu üç genç kız “üçü bir arada”  haberi, haberle muhatap olanda nasıl bir duygu oluşturur?

  1. Bunlar böyle işte, dünyayı da bunlar yönetiyor.  Yıllardır bunu söylerim (hatta benim söylemem yetmez, Soner Yalçın da bunu söyler, ki o ne söylerse doğruyu söyler...)

  2. Demedim mi, demedim mi? Bunlar böyledir demedim mi?

  3. İşte bak, benim hep söylediğim doğru çıktı...demiştim, gördün mü bak...

  4. Haklıyım işte, o ki haklıyım demek ki doğruyum, o ki doğruyum demek sonunda ben kaybetmeyeceğim.

  5. Yaşasın, mutlu oldum bak şimdi. 

 

Bu çok önemli bir duygu hali; insan içinde yaşadığı düşüncenin doğru olduğuna dair referanslara sarılmak ister, çünkü, bu referanslar güvenlik duygusunu pekiştirir, çünkü nihai hedef sonunda kaybeden olmamaktır...   

Böylelikle, bireyin zihninin konfor alanını oluşturan zemin güçlenir.

 

Askerimizin kanı ile sulanan Kur’an yaprakları” bu amaçlı üretilmiş mükemmel bir örnektir.  Haberin sunduğu bilgi ile karşılaşan kişi, bilgi karşısında ötekine kızarken, berikine sığınma arzusunu güçlendirir.

“Beriki” dediğimiz de, ona güvenli konfor alanını sunandır.

Kendinden olan, kendi kazanacağı zaferi onun için hazırlayan.

 

Bu durumun, bir adım gerisine geçelim mi?

Geçelim.

İnsan aynadaki yansımasıyla karşılaşınca, o yansıma karşısında bir duygu oluşturur.

İşte o an var ya, o an...!

O an, insan gerçeği bırakıp (kendi olanı), aynadaki yansımaya kaptırır kendini.

Yansıma, gerçeğin yerini almıştır.

 

Yalan haber, insanın bu yansımada var olma arzusunu kullanır.

Kendi gerçeğinden uzaklaşan insana, yansımasını park edeceği güvenli liman oluşturur yalan haber.

Yalan haber bu nedenle, (yalan olduğu bilinse de) bu yalana sığınma gerçeğini oluşturur ki, yalan orada gerçekle örtüşür.

Artık, yalanı üreten de, paylaşan da o haberin parçası olmuştur.

Çünkü, aynadaki yansımanın gerçek olduğunu o enformasyon besliyordur.    

 

Her akla, kültüre, yaşa göre üretilir bu haberler.

Bir bakmışsın, ciddi köşe yazarları, sanatçılar, akademisyenler bu haberleri paylaşmada araç olmuşlar.

Onlar kadar güvenilir referans mı var?

Yok...!

 

Doğru, çağımız “enformasyon” çağı, bu nedenle de, güvenlik alanımızı o oluşturuyor.  Ruhumuzu onun sunduğu okyanusa

 

saldık, limandan limana seyr ediyoruz.

 

Bunu kim yapıyor?

CIA mı?

Ruslar mı?

Radikal dinci gruplar mı?

...

 

Bunu biz yapıyoruz, çünkü ihtiyacımız var.

Evet, bu palavralar ve onların sunduğu konfor alanına ihtiyacımız var.

Garip değil mi?

Enformasyonun içine sığınıyoruz ve onun sunduğu kavramsal ortamda kendimizi ve gerçekliği inşa ediyoruz.

Efsanemizi ortalıkta dolaşan enformasyonun kendisine yazdırıp, varoluşumuzu o efsane içinde anlamlı kılmaya çalışıyoruz.

Sahi, biz kimiz?

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Facebook'da paylaş
Twitter'da paylaş
Please reload

takip edin: