Please reload

en yeniler

gerçeği inşa eden yalanlarımız.

11.10.2018

1/7
Please reload

öne çıkanlar

kim bunlar?

08.10.2015

Türkiye’nin değişen gıda üretimi üzerine bir çalışma yapıyordum, bunun için de Küresel Gıda Güvenliği Endeksi’ne girip, ülkenin durumuna bakmak istedim.

Karşıma, “küt” diye arkadaşımız DuPond çıkmaz mı?

Ne işin var buralarda, çık aradan!


Endeksi (ki bedava) indirmek istedim, hazret yine girdi bir ara yüz olarak. “Önce bana bir e-posta gönder, adını soyadını, adresini bir ver, ben sana geçiş vereyim”. 
Haydiii.... 


Mümkün değil, sağdan dolaş yine bunlar, arkadan sızmaya kalk yine bunlar. 
Ya arkadaş, bela mısın?
Evet! 
Geçenlerde şu halal gıda işlerini araştırıyordum, dünya helal gıda konferansı belgelerine bakayım dedim, yine bunlar çıktı karşıma.

Meğer dertleri dünya barışı imiş. Açlığın önlenmesi, gıda güvenliğinin sağlanması, refah… “DuPont, 2020 yılına kadar gıda çözümlerine odaklı 4000 ürüne 10 milyar dolardan fazla yatırım yapacak. DuPont, toplam AR-GE yatırımlarının %60’tan fazlasını gıdaya ayırıyor...” bak sen şu şefkat ve merhamet çağlayanlarına.

 

Kim mi bunlar?
Haaa, doğru ya size söylemedim. 
DuPond ABD kökenli, dünyanın dördüncü büyük kimya şirketi. 
Arkadaşlar 1802 yılında kurulmuşlar.
O zamanlar da dertleri dünya barışı olduğu için, işe barut üreterek başlamışlar. 
Allah yardım etmiş, Amerikan iç savaşı çıkmış, piyasa açılmış biraz. 
Ardından I. Dünya Savaşı....
Bu zavallılar da, “bir gün barış gelecek elbet” diye, barut satıp durmuşlar. 
Arkasından da II. Dünya savaşı gelmez mi?
Ha bu gün, ha yarın “barış gelecek, açlık bitecek” derdiyle bir de bakmışlar 2.3 milyar ton dumansız barut satmışlar. (sadece II. Dünya Savaşı rakamı bu).

Anlamışlar ki barutla açlığa çare bulunmuyor. 
Demişler “abi toptan çözüm bulalım, bir şey yapalım ki sonunda barış gelsin”. 
Amaç iyiliğe hizmet olunca, çözüm hep gelir. 
1953 yılında Hamford projesini başlatmışlar, Vaşington yakınlarında nehir kıyısında, ağaçlar altında bir şahane manzara içinde. 
Dünya barışı için tabii (haa bir de açlık var). 
Proje sonunda ürettikleri eseri havadan Nagazaki ve Hiroşima’ya bırakmışlar, “barış” diye diye... 
130 bin insan, hooop, öte aleme transfer. 
Barış gelmiş ardından!
Sonra, 2002 yılında da DuPont ABD ordusuyla yaptığı bir anlaşma çerçevesinde, askeri nanoteknoloji üretiminde ordunun önemli bir ortağı olmuş. 
Sonra, bakar bu işlerle açlık çözülmüyor, “ben en iyisi gıda üreteyim” der ve tarıma el atar. 
Amanin! 
Soya, mısır, kanola tohumları üretir dünya pazarlarına. 
Pioneer marka kanola ve mısır bunların malı. 
GDO denince büyük canavar Monsanto’nun hemen yanındadır ama kimse bunları bilmez. 
Hep şirin, hep güzeldirler. 
ABD’de kampanyalar yürütür, “gıdalara GDO ürünleri konmasın” diye. 
Teflon’u bulup, tencere tava da üretirler.
Otoriteler “Ya abi bu teflon sağlığa zararlı, kanser yapıyor” dediklerinde de, “bi dur hele, on yıl kadar sesini çıkartma, stoklar bitince ben de kabul edeğim o raporları” der.

Gıda ambalajları da, peynir kültürleri de, enzimler de, gıda koruyucuları da, kabartma tozları, hayvan yemleri de, yem katkı maddeleri de... 
Herşeyi, aklına gelen herşeyi üretirler. 
Hep barış, hep kardeşlik, hep insanlık için.

Kalk dünya gıda güvenliği istatistiklerine ulaşmaya çalış, bunlar çıkıyor karşına duvar gibi. 
Dayı demeden geçemiyorsun ileri. 
Bir de kalkmış devlet büyüklerimizden dertleniyoruz, ne tencere tava yaptılar, ne atom bombası attılar. 
Çok ayıp ediyoruz, çok!

 

Facebook'da paylaş
Twitter'da paylaş
Please reload

takip edin:
etiketler
arşiv
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • images
Please reload