Please reload

en yeniler

gerçeği inşa eden yalanlarımız.

11.10.2018

1/7
Please reload

öne çıkanlar

birlik beraberlik halleri -1

14.07.2015

Bizim arkadaşlara kız istemeye geleceklermiş, "sen de gel, amcası sayılırsın" dediler. 
"Abi" dese, daha ferahlatıcı olurdu ama, olsun davet ciddi.
Heyecan ve sevinçle koştum. 
Ev şahane hazırlanmış, herkes gıcır gıcır.

Zil çaldı, üstü başı toparladık, kızbabası açtı kapıyı.
Baktım damat en önde, elinde uyduruktan bir tutam papatya, pişmiş kelle gibi sırıtıyor.
"Buyuruuun, buyurun efendim, hoş geldiniz"
Oğlanın boynunda bir gökkuşağı kaşkol, ayaklarda bez ayakkabı, o sırıtan ağız çevresinde de iki karış kapkara sakal.
"la havle" çektim önce, sonra "karışmamak lazım, gençler sevmiş birbirini, aile kabul etmiş, sen misafirsin, saygı göster" diye diye, bu kepazeliği attım içime.

Salona geçtik, kız papatyaları çok severmiş, kaptı zibidinin elinden. 
Oturduk, bir de ne göreyim, oğlanın çorapları mavi, enine ince beyaz çizgili, burun ve topuk kırmızı. 
Çüş!
Bu halde kız istemeye gelmiş sıpa.
Kabahat onda değil tabii... 
"Şimdiki nesil böyle, yargılama, yorumlama, anlayamıyorsan da kendini zorlama" diye diye, gözümü kapatıp derin nefes aldım.
Gözümü açtım, çoraplar burnumun ucunda.
La havle!
Bu nasıl bir oturuş? Kuyruk sokumunda uzun bir yayılma hali, sürüngenlikten primatlığa geçiş evresini yaşıyor.

Bizim arkadaş (kız babası yani) bizi tanıştırma görevini üstlendi, "Arın evladımız... ...loji okumuş, şimdi Almanya da doktora yapıyor..." 
Hiç anlamadım, ne okumuş.
İsterse Uranüs'ü burnunda döndürsün, umurumda değil, o çoraplar var ya... Bunu üretenden başlamak lazım, satanı da, giyeni de, giyene kız vereni de... 
...
Derken, muhabbet Malatya'ya kaydı birden, uzun uzun Malatya'dan askerlik anıları anlatmaya başladı bizim kız babası, anlaşıldı ki damadın ailesi köken itibarıyla Malatyalı.
Ermeni... tabi ya, nasıl da bilemedim?
Alevi değilse, kesin Ermeni...
Kılık kıyafetten, o papaz sakalından belliydi zaten.
Mutfakta kahve yapmaya giden müstakbel kaynananın yanına attım kendimi.
Ya bu oğlanı iyi tanıyor musunuz?" 
Niye sordun ki? Çocuklar iki yıldır çıkıyorlar... Arın ermeni ismi, bunlar da Malatyalı?
Yok daha neler, git otur içeri...
Oturdum, oğlan dikti gözlerini, gözüme gözüme bakıyor, hesap soruyor aklınca.
Yemezler, kaçın kurrasıyız?
"Savaş hali, herkes birbirini öldürdü, bizden ölenleri kimse saymıyor ama, neden?" diyerek, ani bir atak yaptım.
Ne savaşı? dedi müstakbel dünür. 
Tabii, onlar bunu savaş kabul etmiyor, beni çekmek istedikleri yer malum.
Damat güldü, gözüme bakmaya devam ederek, "Savaş ne ki, savaş dediğin hayatın kendisi, yani, kendini bilme ve bulma sanatı, kendini bilmiyorsan kes kes bitmez o kuyruklar, kendini biliyorsan canavar ilk darbede kuzu, ikincide kurbandır, Mevlana bunu ne de güzel anlatır..." 
Yahu, bu işid'ci? 
Oğlan kaptı mikrofonu, susmuyor, yok efendim zafer şuymuş, mafer buymuş, Hz. Muhammed "küçük cihad bitti şimdi büyük cihada hazırlanalım" derken ne demek istemişmiş...
"Şimdi, hakikaten yedik ayvayı" dedim. Bu kesin işidci, çorap, kaşkol kamuflaj.

Koştum mutfağa, müstakbel kaynana başına geleceklerden habersiz, fincanları doldurmuş.
"Polis çağır, bu oğlan işidci" dedim.
"kahveni iç, iyi gelir, rahatlarsın" dedi.
O sırada oğlan mutfağa girdi, "yardım lazım mı?" diye, bir elini de omuzuma attı, çekip yapıştırdı kendine.
La havle!
Bir insan hem eşcinsel hem, işid'ci hem ermeni olabilir mi?
Bu kararsızlık öldürecek beni ya Rabbi!

 

Facebook'da paylaş
Twitter'da paylaş
Please reload

takip edin:
etiketler
arşiv
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • images
Please reload