Please reload

en yeniler

gerçeği inşa eden yalanlarımız.

11.10.2018

1/7
Please reload

öne çıkanlar

tür tür Anadolu - sivil toplumcular

02.04.2006

 

Cennet vatanımızda sahip olmaktan gurur duyduğumuz bir diğer “önemli” tür de sivil toplumculardır. 

Anadolu’da görülen civicus sociatus melenacephellus (karabaşlı sivil toplumcu) Batı Avrupa’daki civicus sociatus’un alt türüdür.

Dünyaya yayılışlarının Batı Avrupa kaynaklı olduğu sanılmaktadır.  

Evrimlerinin ilk basamağında olan c. s. melenacephellus bireyleri adaptif olma yetenekleriyle tanınırlar. Adına “ev” dedikleri sığınaklarının girişine “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” veciz sözünü asmışlardır. Bu sözü okuyan yılanın o eve girmeyeceğine inanılır.

 

Zaman zaman askeri darbelere “sivil ihtilal” adı verdikleri için bazı kaynaklarca cıvık toplumcular olarak da anılırlar.

Dünyadaki tüm civicus türlerinde temel davranış biçimi büyük gruplar halinde hareket etmek olduğu halde; Anadolu’daki c. s.  melenacephellus ların temel ilkeleri “nerde çokluk orda bokluk” olduğu için, yalnız dolaşmayı tercih ederler.

İnatçı ve mücadeleci özellikleri nedeniyle kendilerini yabani sanan ama evcilleştirilmiş bireylerdir. Yabani olanına bu topraklarda son 60 yıldır rastlanmamıştır.

İnançları gereği, işbirliği, ortaklık, birliktelik gibi kavramlara karşıdırlar. Bu nedenle biraraya gelemezler, dolayısıyla  üremeleri de eşeysizdir.

Bölünerek çoğalırlar.

Üreme hadisesi, adına genel kurul denilen, oldukça stresli bir ritüelle gerçekleşir. Genel kurul günü hepsi bir araya gelerek, birbirlerine dönüp karşılıklı tüylerini kabartmak suretiyle üreme davranışı gösterirler.  Genel kurulun üzerinden yaklaşık 40 gün geçince bölünme gerçekleşir. Ortaya çıkan yavrunun ebeveyni tanımama gibi bir huyu vardır.     

Sorun çözmek için işe girişip yeni sorun yaratma gibi özel beceriler geliştirmişlerdir.

Halk için, halk adına, halka rağmen çalışmaktan halka olmuşlardır.  “Bir gün” dedikleri belirsiz bir zaman içinde, halkın onlardan haberdar olacağını sabırla beklerler.

Cemaat liderlerine “başkan” denir. Başkanlar ölene kadar seçilirler. Ölümden sonraki hayatlarında da bir koltuğa yapışacaklarına dair güçlü inanışları vardır.

 

Çeşitli mezhepleri olmakla birlikte en popüler olanları şunlardır:     

 

Projenuslar:  Kendilerince en uyanık olanlardır, adları “pro-genous” dan gelir. “Ön dahi”, “önden de dahi”, “tartışılmaksızın dahi” gibi bir türkçe karşılıklar bulunabilir.

Kısaca bu ‘dahi’ lere “projeciler” denir.

Dünya çapında rağbet gören “proje döngü yönetimi” adlı bir kutsal kitapları vardır. Bir araya gelip toplu proje hazırlama ayinleri yaparlar. Zikir törenlerinde flip cart dedikleri bir kâğıdın çevresinde “swot – swot” diye dönerler.

Fonotipiktirler. Yani, adına fon dedikleri bir şeyin peşinde koşmayı varoluş gerekçeleri olarak kabul ederler.  “Hibe” dedikleri, konserve halinde bir besini yiyerek büyürler. Henüz Çin ve Hindistan’da hibe üretilmediği için, daha çok batı ülkelerinden gelenleri tüketilir.

 

Lazımcılar: Her şeyi yapmak onlar için “lazım” dır. Son derece iyi niyetli, sevecen ve dost canlısıdırlar. Diğer yandan da iştah ve açgözlülükleriyle yedi düvele ün salmışlardır. Toplantılarını, lazım olur diye lazımlık üzerinde yaparlar. Karadeniz’in doğusunda yaşayan ve “sen kimsin kardeş?” diye sorulduğunda “lazım!” diyen insanlarla bir ilgileri yoktur. Görülen lüzüm üzerine, büyükler tarafından kurulmuşlardır. Kutsal kitapları “levazım” vah vah’lar ve tüh tüh’ler bölümlerinden oluşur. Bu mezhepte uzun süre kalanlar gerçeği görüp ermiş mertebesine yükselirler ki, onlara “neme lazımcı” denir.  Kendilerine akıl danışan müridlere “itele” ve “ötele” gibi nasihatlar verirler ki, hikmetlerinden sual olunmaz.

 

Eylemciler: Eylenmek amacıyla bir araya gelmişlerdir. Gözleri ışık, içleri coşku doludur. Halk için, fok için, kuş için eylem yaparlar. Fokun da, kuşun da, halkın da eylemden bi haber olması onların sorunu değildir. Birbirlerini gazla doldurup şişerler. Bu konuda bürokratlardan farkları, onlar şişip şişip düşmeden uçtukları halde, bunlar sıklıkla düşerler. Polisten sopa yiyip, birbirlerine morarmış parçalarını gösterip kikirdemek gibi “henüz nedeni çözülememiş” bir huyları vardır. İstanbul İstiklal caddesinde, 20 tanesinin bir araya gelmesi suretiyle yapılan kısa süreli yürüyüşlerle, dünyanın ayağa kalktığını düşünerek kendileriyle kafa yaparlar.

 

Bunların dışında cıvıklıktan nasibini almamış, taş gibi katı, direk gibi doğru, çekirge sürüsü gibi gittiği yeri kurutan bir koca güruh vardır ki, kapını kapasan, bacadan girer vasıflara sahiptirler, bunlardan kaçmak suretiyle kurtulmak mümkün değildir.

 

 

 

Facebook'da paylaş
Twitter'da paylaş
Please reload

takip edin:
etiketler
arşiv
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • images
Please reload